1. Haberler
  2. Teknoloji
  3. Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor

featured
yapay-zeka-meslekleri-yok-etmiyor-yeniden-sekillendiriyor.jpg
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gelişen teknoloji ve her geçen gün hayatımızdaki yerini genişleten yapay zekâ uygulamalarının ileride bazı meslekleri yok edeceği konuşulmaya devam ediyor. Bazı uzmanlara göre beyaz yakalı işleri, avukatlık, muhasebe gibi meslekler bu durumdan oldukça etkilenecek. İstinye Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Şenol Pişkin, yapay zekânın meslekleri yok etmeyeceğini, dönüştüreceğini söyledi. Robotlar ve yapay zekânın mesleklere olabilecek etkilerini paylaşan Pişkin, “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde ‘Robot Etkileşim Tasarımcısı’, ‘Dijital İkiz Mühendisi’ veya ‘Yapay Zekâ Etik Denetçisi’ gibi unvanları sıkça göreceğiz” dedi.

“Seri üretim hatları ile depo lojistiği operasyonları çok etkilenecek”

Robotlar ve yapay zekâ hangi meslekleri öncelikli olarak yok edecek sorusuna Prof. Dr. Pişkin, şu yanıtı verdi:

‘Yok etmek’ yerine ‘dönüştürmek’ kavramını kullanmak daha doğru olur. Tarih bize teknolojinin işleri ortadan kaldırmaktan ziyade evrimleştirdiğini gösteriyor. Örneğin, 19. yüzyılda dokuma tezgâhlarının otomatikleşmesi birçok el dokumacısının işini değiştirdi, ancak tekstil endüstrisini büyüterek bakım, tasarım ve makine operatörlüğü gibi yeni iş alanları yarattı. Bugün de benzer bir dönüşüm yaşıyoruz. Otomasyon ve yapay zekâ, doğası gereği tekrara dayanan, ölçülebilir çıktıları ve kesin kuralları olan işleri öncelemektedir. Bu bağlamda, seri üretim hatları ile paketleme ve depo lojistiği operasyonları ilk dalgadan çok etkilenecektir. Ek olarak standart raporlama süreçleri, veri girişi, belli kurallar çerçevesindeki muhasebe işleri ile müşteri hizmetlerinin yoğun tekrarlı kısımları da etkilenecektir. Sık sorulan soruların otomatik yanıtlanması vb.”

“Problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemli”

“İstihdam alanındaki temel sorunlar; beceri uyumsuzluğu, bölgesel veya sektörel eşitsizlikler, kısa vadeli iş kayıplarıyla onlara eşlik eden sosyal ve ekonomik gerilimler şeklinde olacaktır” diyen Prof. Dr. Pişkin, şöyle devam etti:

“Gelecekte insana olan ihtiyaç, görevin niteliğine bağımlı şekilde daha çok şekillenecek. Çünkü tekrarlı, standartlaşmış veya ölçülebilir görevler, örneğin belirli kalite kontrol testleri, sabit üretim adımları yahut standart raporlama gibi, robotlarca üstlenilebilir. Ancak karmaşık klinik kararlar ve hasta-doktor iletişimi gibi görevler bağlamsaldır, empati gerektirir. Ahlaki değerlendirmeler, yaratıcı tasarım süreçleri, liderlik, öngörülemeyen durumlarda esnek problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemlidir. Robotlar hassas manipülasyon ve ağır yüklerin taşınması gibi alanlarda çok yüksek kapasiteye ulaşsa bile, bu ‘neredeyse tam’ bir devralmadır. Bir sistemin güvenli, etik ve bağlamsal doğruluk gerektiren son kararı ise insan uzmanın sorumluluğunda olacaktır.”

“İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi”

Otomasyonun toplumda yaratacağı işsizlik korkusuyla ilgili de konuşan Pişkin, şunları söyledi:

“Bu korku yeni değil. 19. yüzyılda İngiltere’de Luddite hareketi, dokuma makinelerinin işlerini çalacağı korkusuyla makinelere saldıran işçilerden oluşuyordu. Korku anlaşılabilirdi ancak gerçek, makinelerin uzun vadede refahı ve yeni iş kollarını beraberinde getirmesi oldu. Bugün de korku anlaşılabilir, ancak tek gerçek bu değil. Tarihte her büyük teknolojik devrim net iş kaybından çok, işlerin niteliğinin değişmesine yol açtı. İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi zira teknolojik dönüşümler belirli işleri azaltabilir; bu süreç bazı grupları orantısız şekilde etkileyebilir. Fakat tarihsel açıdan bakıldığında, yeni teknolojik dalgalar benzer biçimde yeni sektörler, meslekler ayrıca ekonomik fırsatlar da yaratmıştır. Burada kritik olan geçiş sürecinin yönetilmesidir: devlet politikaları, eğitim kurumları ve iş dünyası eş güdümlü hareket ederek yeniden beceri kazandırma ve yetkinlik artırma programlarını büyütürse ‘işsizlik korkusu’ görev dönüşümü ve yeniden konumlanma şeklinde daha çok tezahür eder. Aksi halde kısa-orta vadede yapısal işsizlik artabilir. Ayrıca kısa-orta vadede gelir eşitsizliği ve sosyal güvensizlik de artabilir ki asıl risk de budur. Doğru politikalar (yeniden eğitim, sosyal koruma ağları) ve bireysel öğrenme odaklı bir kültür ile bu geçiş yönetilebilir.”

“Toplumun bir kesiminin tamamen ‘oyun dışı’ kalması riskler arasında”

Risklerle ilgili de konuşan Profesör, “Eğer doğru adımlar atılmazsa, bizi bekleyen en büyük tehlike toplumun bir kesiminin tamamen ‘oyun dışı’ kalması, yani derin bir ekonomik ve sosyal dışlanmadır. Yani, toplumsal kutuplaşma ve ekonomik eşitsizliğin tarihi seviyelere çıkmasıdır. Ayrıca, etik ve regülasyon altyapısı oluşturulmadan kontrolsüz gelişen yapay zekâ sistemlerinin önyargıları pekiştirmesi, mahremiyeti ihlal etmesi ve manipülasyon aracı olarak kullanılması diğer kritik risklerdir. Bu riskleri yönetmenin yolu ise teknolojiyi yasaklamaktan değil; eğitimi dönüştürmekten, kapsayıcı sosyal politikalar üretmekten ve etik kuralları en baştan koymaktan geçiyor” dedi.

“Sadece ‘yapan’ değil daha ‘nazik’ esnek robotlardan bahsediyoruz”

Son yıllarda robotikte yaşanan en kritik teknik gelişmeleri de aktaran Pişkin, şöyle konuştu:

“Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Artık sadece ‘yapan’ değil, derin öğrenme sayesinde ‘gören’, doğal dili ‘anlayan’ ve yumuşak robotik tasarımları sayesinde çevresiyle daha ‘nazik’ etkileşime giren esnek robotlardan (soft robotics) bahsediyoruz. Sensörlerin ve Lidar teknolojilerinin ucuzlayıp hassaslaşması, robotlara adeta yeni duyular kazandırdı. Tarihsel olarak fabrikalardaki kaba kuvvetten, satrançta insanı yenen zekaya ve bugün cerrahi operasyon yapan hassasiyete evrilen bir yolculuk bu. Kritik gelişmelere birkaç örnek daha vermek gerekirse:

  • İnsansı ve Biyonik Robotlar: Denge, yürüme ve nesne manipülasyonunda olağanüstü ilerlemeler.
  • Bulut Robotik ve Swarm (Sürü) Zekâsı: Robotların birbiriyle ve merkezi bir sistemle veri paylaşarak koordineli çalışması.
  • Beyin-Bilgisayar Arayüzleri (BCI) ve Nöro-Robotik: Düşünce ile robot kontrolü konusundaki ilerlemeler.
  • Gelişmiş Algılama ve Bilgisayarlı Görü: Çok duyulu (sensör füzyonu) ve bağlamsal anlama yeteneklerinin artması.

Ancak bir robotun teknik olarak ‘yapabiliyor’ olması, onu hemen hayatımıza sokabileceğimiz anlamına gelmiyor; güvenlik ve etik hala kırmızı çizgimiz.”

Yeni meslekler ortaya çıkacak

Bu dönüşümle ortaya çıkabilecek yeni mesleklerle ilgili de konuşan Pişkin, şunları sıraladı:

“Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde ‘Robot Etkileşim Tasarımcısı’, ‘Dijital İkiz Mühendisi’ veya ‘Yapay Zekâ Etik Denetçisi’ gibi unvanları sıkça göreceğiz. Tıbbi robotik uzmanlığı ve veri mahremiyeti hukukçuluğu gibi alanlar ise şimdiden kritik hale geldi. Tarihte her teknoloji dalgası nasıl kendi ‘ustalarını’ ortaya çıkardıysa, bu dönem de kendi uzmanlarının ortaya çıkmasını sağlayacak. Diğer bazı olası meslekler olarak şunları da söyleyebiliriz: Robotik/AI Etik Uzmanı, Artırılmış Gerçeklik Deneyimi Tasarımcısı, İnsan-Robot Takım Yöneticisi, Kişiselleştirilmiş Öğrenme Yol Haritası Danışmanı (AI destekli), Siber-Fiziksel Sistem Bakım Teknisyeni, Veri Dedektifi (AI kararlarının şeffaflığını sağlamak için).” 

“Yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak”

Türkiye’deki iş gücü piyasası yapay zekanın getirdiği sonuçlardan nasıl etkileneceğine dair de bilgilendiren Prof. Dr. Pişkin,

“Türkiye için bu sürecin etkisi, ne kadar hızlı uyum sağlayacağımıza bağlı. İmalat sanayimiz otomasyonla ‘akıllanıp’ küresel rekabette sınıf atlayabilir; ancak bu geçişi iyi yönetemezsek bölgesel uçurumların derinleşme riski de var. Hizmet sektöründe ise yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak. Türkiye, nüfus yapısı ve sanayi kompozisyonu gereği bu dönüşümden hem risk hem de fırsatları aynı anda yaşayacaktır. Tarihsel olarak, sanayileşme hamlelerimiz belirli sektörlerde güçlü bir altyapı oluşturdu. Şimdi bu altyapıyı ‘Akıllı Üretim’ ile taçlandırma fırsatındayız. Geleneksel imalat ve tarımda otomasyon artabilir, ancak, nitelikli yazılım, robotik sistem entegrasyonu, veri bilimi ve siber güvenlik alanlarında büyük bir insan gücü ihtiyacı doğacaktır. Kritik olan, genç nüfusumuzu bu yeni alanlara yönlendirecek eğitim reformudur. Eğer doğru eğitim politikaları ve Ar-Ge teşvikleriyle bu gençleri donatırsak, tehdidi fırsata çevirebiliriz.”

“ISU XR Lab, teknoloji üreten ve nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez”

Prof. Dr. Pişkin ISU XR Lab’de yapılan çalışmalarla ilgili şunları söylüyor: 

“ISU XR Lab’de sağlık ve eğitim alanlarındaki teknolojik dönüşüm, VR tabanlı simülasyonlar, AI destekli görüntüleme çalışmaları ve robotik kontrol prototipleri üzerinden araştırılıyor. Otomatik anomali algılama ve XR destekli cerrahi simülasyonlar, otomasyonun hangi görevleri üstlenebildiğini ve insan uzmanlığının hangi noktalarda vazgeçilmez olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Laboratuvarda geliştirilen VR cerrahi eğitimleri, haptik geri bildirim sistemleri ve insan-robot etkileşimi deneyleri, insan yetkinliğinin robotik sistemlerle nasıl yeniden şekillendiğini örnek olaylar üzerinden gösteriyor. XR tabanlı yeniden eğitim programları, dijital ikizler ve sanal staj uygulamaları sayesinde meslek dönüşümünün yarattığı beceri boşluklarına pratik çözümler sunuluyor. Bu çalışmalar, bireylerin yeni teknolojilere uyum süresini kısaltarak iş gücüne yeniden entegrasyonlarını hızlandırıyor. ISU XR Lab’de geliştirilen tüm projelerde güvenlik, etik ve veri mahremiyeti tasarımın temel bileşeni olarak ele alınıyor. Araştırmalar, robotik ve XR sistemlerinin insanı ikame ettiğinde değil, yeteneklerini artırdığında en yüksek güvenlik ve verimliliğe ulaştığını gösteriyor. Laboratuvar, öğrencileri teorik bilginin ötesine taşıyarak sanayi ile iç içe, uygulamalı ve disiplinlerarası projelerle geleceğin mesleklerine hazırlıyor. Yerli prototipler, klinik çalışmalar ve uluslararası iş birlikleriyle ISU XR Lab, hem teknoloji üreten hem de bu teknolojiyi kullanacak nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez olarak konumlanıyor.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin